Escinsel Sohbet

Eşcinselliğin hastalık sıfatından çıkarılması 11 yıl önce başladı. 11 yıl önce 17 mayıs uluslararası homofobi ve transfobi karşıtlığı günü olarak kutlanmaya başladı. 19. Ve 20. Yüzyıllarda eşcinsellik incelenmeye başlamış ve buna dair teoriler ortaya atılmıştır. Çoğu görüş bunun bir akıl hastalığı olduğunu tedavi edilebileceğini ileri sürdü. Fakat gelişen teknoloji ile beraber bilim de eşcinsellik ile ilgili yorumunu değiştirdi. Eşcinselliğin tercih edilebilir bir şey olmadığı, genetik bir durum olduğu, hastalık kapsamında değerlendirilemeyeceği kanına vardılar. Aslına bakılırsa hala neden olduğu tam olarak çözülebilmiş değil. Genetik, hormonal faktörlerin yanında küçükken yaşanan travmatik olayların, çevresel faktörlerin kişinin bu eğiliminde etkili olduğu düşünülüyor. 21. Yüzyılda artık eşcinsellik konusu konuşulabilir, tartışılabilir bir hal aldı. Ülkemiz açısından ufak bir değerlendirme yaparsak, Osmanlı döneminde eşcinsellerin tamamen toplumdan soyutlanmadığı günümüze nazaran daha kabul gördükleri tarihçiler tarafından belirtiliyor. 1980’lere kadar ülkemizde eşcinsellik hemen hemen hiç konuşulmamış, baskılanmış, göz ardı edilmişti. 1980 darbesinden sonra ise konuşulmaya başlansa da bu daha çok baskı altına alma, yok etme, sürgün etme üzerine oldu. 1999 yılıyla beraber Avrupa birliğine uyum süreci kapsamında eşcinsellere demokratik haklar sağlandı. 2010 yılından itibaren ise siyasi partiler de destek olmaya başladı. Eşcinselliğin tarihsel gelişiminin dışında biraz da sosyal açıdan değerlendirmesini yapmak gerekir. Önyargılar nedeniyle eşcinseller yaşamlarının her anında zorluklarla karşılaşıyorlar. Toplumun bu konuda bilgiye sahip olmaması nedeniyle eşcinsel eğilimi olan kişiler ahlaksız, sapık, günahkar olarak nitelendiriliyor. Toplumun belirlediği ‘etik’ değerlerin dışında kalmaları onların kimliklerini gizlemesine, saklanmasına neden oluyor. Eğitim, ulaşım, iş alanında yaşadıkları sıkıntılar yanında toplum tarafından çoğu zaman dışlanmakta ve hakaretlere, tacizlere maruz kalmaktalar. Yaşadıkları evlerden zorla çıkartılıyor, ulaşım araçlarını rahatça kullanamıyor, almak istedikleri hizmetler sırasında farklı tavırlarla karşılaşıyorlar. Hele ki daha ufak şehirlerde yaşayan kişiler metropollerde yaşayanlara göre daha fazla zorbalık ile karşılaştıkları için göç etmek zorunda kalıyorlar. Tüm bunlara rağmen gün geçtikçe bilinçlenme artmakta ve yaşamda kendilerine daha fazla yer bulabilmekteler. Belki bir 100 yıl sonra onları dışladığımız için pişman olabiliriz. Yaşadıkları sıkıntılarla ilgilenilmemesi ve sorgulanmaması cinayetleri ve intiharları her geçen gün daha da artırmakta. Tüm bu yaşananlar eşcinselleri yalnızlaştırmakta. Onlar da teknolojinin gelişmesi ile beraber çözümü sanal platformlarda aramaya başladı. Sohbet odaları platformlarında hem arkadaşlıklar kurmak hem de kendileri gibi sıkıntılar yaşayan insanlarla tanışmak daha kolay. Toplum tarafından dışlanmak onları dijital sohbet ortamlarında bulunmaya mecbur etmiş gibi duruyor. Artık dışarda zorluklar yaşayarak arkadaş edinmek yerine kendilerine yakın insanlarla sanal sohbet ortamlarında tanışılıyor. Teknolojinin gelişmesi bizi her açıdan değiştirdiği gibi onlara da kolaylıklar sağlamış.

ETİKETLER :